Yapı bakımından diller ve özellikleri

Bugün yeryüzünde kaç dil konuşulduğu kesin olarak belli değildir. Bununla birlikte yeryüzünde konuşulan dil sayısının ortalama 3000-3500 arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Yeryüzündeki diller ses sistemi biçim yapısı ve söz dizimi bakımından bazı yakınlıklar ve benzerlikler gösterir. Diller arasındaki bu yakınlık ve benzerliğe dil aileleri (dil akrabalığı) adı verilir.

Yeryüzündeki diller yapı ve köken olmak üzere iki bakımdan incelenir:

Yapı Bakımından Dünya Dillerinin Özellikleri

1. Tek heceli diller:
• Bu dillerdeki sözcüklerde çekim eki yoktur.
• Sözcükler ek almadan değişime uğramadan kalmakta- dır.
• Cümle içerisinde sözcükler bulundukları yere ve başka
• sözcüklerle yan yana gelme durumuna göre anlam ka- zanır.
• Yeryüzünde Çince ileVietnamdili ve bazıHimalayave
• Afrika dilleri ve Avrupa’da Bask dili bu gruba girer.
2. Eklemeli (Bitişken) Diller:
• Bu dillerde bir veya daha çok heceli köklere yapım ve çekim ekleri eklenir.
• Köke getirilen yapım ekleri ile yeni sözcükler yeni kav- ramlar türetilir.
• Bu dile en güzel örnek Türkçedir. Ayrıca Altay dilleri
• (Moğolca Mançu-Tunguz) küçük ayrımlarla Japonca; Ural dilleri (Fince Macarca Samoyetçe) ile bazı Asya ve Afrika dilleri bu gruba girer.
3.soruvTürkçe, dünya dilleri arasında yapı yönüyle sondan eklemeli diller grubunda; köken bakımından da Ural – Altay dil grubunun Altay dilleri ailesinde yer almaktadır.
Ural – Altay dilleri, diğer dil aileleri gibi sağlam bir aile oluşturmazlar. Bu gruptaki diller arasındaki yakınlık, köken akrabalığından ziyade yapı yönüyle benzerlik şeklinde ortaya çıktığı için sınıflandırmanın dil ailesi yerine dil grubu olarak yapılması görüşü benimsenmektedir.
Ural grubu dilleri konusunda derinlemesine yapılan araştırmalar, bu gruptaki dillerin akrabalığını kesinleştirmektedir. Doerfer, Nemeth, Bang, Clauson gibi bilginler, Altay dil ailesine giren dillerin köken akrabalığından ziyade kültür akrabalığı üzerinde dururken Menges, Poppe, Räsänen ve Ramstedt gibi bilginler araştırmalarına dayanarak bu diller arasındaki köken akrabalığını ispatlanmış sayarlar.
Son yıllarda Altaiystik başlı başına bir araştırma alanı olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Ural – Altay dilleri teorisi ve Altay dilleri teorisi hakkındaki araştırmalar geliştikçe bu konuda daha detaylı ve tutarlı bilgilere ulaşılacaktır