Sosyal Sorumluluklarla İlgili Görüşler

Sosyal Sorumluluklarla İlgili Görüşler

Tarihsel gelişim sürecinde akademik ve genel politik yapı, sosyal sorumluluğun iki ters görüşünü ortaya koymaktadır. Bunlar; klasik ve sosyo-ekonomik görüştür. Klasik görüş, işletmelerin sadece kârlarını maksimize etme sorumluluğunu ifade eder. Sosyo-ekonomik görüş ise, işletmelerin sadece işletme kârları ile değil sosyal refahın artması ile de ilgili olmaları gerektiğini açıklamaktadır.

A. Klasik görüş

Sosyal sorumluluğun aleyhinde olan görüşlerdir. Bu dar “hissedarlar” modeli, Friedman tarafından ortaya atılmıştır. Bu görüşe göre sosyal sorumluluklar;
• İşletme kârının düşüşüne,
• İşletme maliyetlerinin çoğalmasına,
• İşletme amaçlarının saptırılmasına,
• İşletme için haddinden fazla sosyal güce,
• Toplumda işletme sorumluluğunun eksilmesine neden olacaktır.

B. Sosyo-ekonomik görüş

Klasik görüşlere karşı olarak, sosyal sorumluluğun lehinde olan fikirleri ortaya koyan bu görüşe, Elton Mayo, Peter Drucker, Adolp Berle, J.M.Keynes gibi düşünürlerin çalışmalarında rastlanmaktadır. Bu kişilerin ileri sürdükleri farklı düşünceleri Thomas Petit iki grupta toplamıştır:

1- Büyük işletmelerin sayısal olarak artması ve büyüklüklerinin genişlemesi, endüstriyel toplumda ciddi beşeri ve sosyal sorunları beraberinde getirmektedir.

2- Sorunlara sebep olan bu kuruluşların yöneticilerinin gerekli tedbir ve çareleri almaları da zorunludur. Böylece işletme ya bu sorunları çözecek biçimde faaliyetlerini değiştirmek ve yönlendirmek zorundadır ya da bu sorunları en azından iyileştirecek ve zararlı etkilerini azaltacak şekilde hareket etmelidir.

Bu görüşe göre, sosyal sorumluluklar:
• İşletmenin uzun dönem kârları,
• İşletmenin sosyal sorumluluğunu destekleyen kamuoyu beklentileri,
• İşletmenin geliştireceği imajı,
• Herkes için daha iyi bir çevre için önemlidir.
• İşletmelerin elinde teknik, parasal ve yönetsel kaynakları vardır. Bu nedenle zamanımızın karmaşık sosyal sorunlarının üstesinden gelebilirler ve gelmelidirler.
• İşletmelerin etiksel zorunlulukları vardır.

Günümüzde artık sosyo-ekonomik görüş giderek daha fazla etkin olmaya başlamıştır.
AB Komisyonunun yayınladığı raporda da bu konuya dikkat çekilmiştir.

Bugünün İşletme’nin Sosyal Sorumluluğu anlayışını ortaya çıkaran ve güçlendiren bir çok faktör bulunmaktadır;
• Küreselleşme ve büyük ölçeklerdeki endüstriyel değişimler dahilinde vatandaşlar, tüketiciler, kamu otoritesi ve yatırımcıların yeni ilgi alanları ve beklentileri ortaya çıkmaktadır.
• Sosyal kriterler artık hem tüketici hem de yatırımcı olarak bireylerin ve kuruluşların yatırım kriterlerini etkilemektedir.
• Ekonomik faaliyetlerin çevreye verdiği zararlar konusundaki ilgi giderek artmaktadır.
• Medya, modern enformasyon ve iletişim teknolojileri işletme faaliyetlerine daha çok şeffaflık getirmiştir.

Küreselleşme sürecinde ve özellikle iç pazarda değişen çevrenin sorunlarıyla bizzat yüzleşen işletmeler giderek artan bir şekilde İşletme’nin Sosyal Sorumluluğu’nun doğrudan bir ekonomik değer olduğunun bilincine varmaya başlamışlardır. İşletmenin temel sorumluluğu kar yaratmak olduğu halde, İşletme’nin Sosyal Sorumluluğu’nun stratejik bir yatırım olarak temel işletme stratejilerine, yönetim elemanları arasına ve işlemlerine yerleştirerek işletmeler sosyal ve çevresel amaçlara da ulaşabilmektedirler.

İşletme’nin Sosyal Sorumluluğu, işletmelerin kendi faaliyetleri üstünde doğrudan etkileri olabilecek çeşitli hissedarlarla ilişkilerini yönettiği bir süreçtir. Dolayısıyla İşletme’nin Sosyal Sorumluluğu’na bir maliyet olarak değil kalite yönetimi gibi bir yatırım olarak bakılmalıdır. Böylece, belirsizlikle ilgili riskleri minimize eden uzun dönemli bir finansal, ticari ve sosyal bakış açısı kazanabilir. İşletmeler İşletme’nin Sosyal Sorumluluğu’nu bütün tedarik zincirlerini de kapsayacak şekilde uluslararası düzeyde algılamalıdır.

İşletme’nin Sosyal Sorumluluğu aslında bazı büyük veya uluslararası işletmeler tarafından geliştirilmiştir ancak her türde ve her sektörde faaliyet gösteren tüm işletmeleri, KOBİ’lerden uluslararası işletmelere kadar, kapsayan bir anlayıştır.

Sosyal alanda ve çevre alanında daha önceden olumlu tecrübeler yaşayan işletmeler bu tür faaliyetlerin daha yüksek performansla sonuçlanabildiğini ve daha fazla kar ve büyüme yaratabildiğini görmüşlerdir.

İşletme’nin Sosyal Sorumluluğu’nun ekonomik etkisi doğrudan ve dolaylı şekillerde ortaya çıkabilir. Örneğin, doğal kaynakların etkin kullanımı veya verimli kullanılan işgücü gibi nedenlerle daha olumlu hale gelen çalışma ortamından sağlanan faydalar doğrudan etkiler arasındadır. Ayrıca, pazarda işletmenin fırsatlarını arttıracak, tüketici ve yatırımcıların işletmeye olan ilgisinin artması da dolaylı etkilerden sayılabilir. Bu gibi etkiler işletmenin marka ve imajı gibi temel varlıklarını etkileyecektir.

Finansal kuruluşlar işletmelere borç verirken ya da yatırım yaparken artık giderek artan bir şekilde sosyal ve çevresel konulara önem vermektedir. Benzer bir biçimde sosyal sorumluluk taşıyan bir işletme olarak tanınmak işletmenin kredibilitesini arttırırken ona finansal avantajlar da sağlamaktadır. (İşletme’nin Sosyal Sorumluluğu Konusunda Avrupa Çerçevesinin Geliştirilmesi Hakkındaki Green Paper, www.unice.org)

sosyal_gorus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.