Peygamberimizin Başından Geçen Olaylar Nelerdir?

Peygamberimizin sahabelerinden biri; bir akşam hurma çalan bir hırsızı yakalar ve ‘seni Allah’ın resulûne götüreceğim der’. Adam yalvarmaya başlar ve ‘çoluk çoçuğum aç onlar için çalmak istedim beni ne olur bırak’ deyince sahabe dayanamaz bırakır ve ertesi gün peygamberimiz haberdar olmadığı hâlde olayı bilir ve sahabesine sorar ‘hurmaları çalan hırsızı neden bıraktın’ der. Sahabe de hırsızın söylediklerini anlatır. Peygamberimiz cevap verir ‘sana yalan söylemiş bu akşam tekrar gelecek’

Akşam olunca hırsız tekrar hurmaları çalmaya gelir fakat peygemberimiz akşam tekrar gelecek dediği için sahabe hırsızı beklemektedir. Tam hurmaları çalarken hırsızı tekrar yakalar ve ‘seni Hz. Muhammed (s.a.v.)’e götüreceğim der. Hırsız yalvarır ama sahabe dinlemez bile fakat hırsız ‘bir daha yapmayacağım allah aşkına’ bırak deyince sahabe dayanamaz ve tekrar bırakır.

Ertesi gün garip bir şekilde peygamberimiz yine durumu biliyordur ve sorar ‘neden bıraktın’ diye.. Sahabe de aynen anlatır. Peygamberimiz ‘sana yine yalan söylemiş’ diye cevap verir.

…vee 3. akşam olur hırsız tekrar gelir ve sahabe yine yakalar onu… Bu kez hırsızın yalvarıp yakarmaları fayda etmemektedir. Sonunda dayanamaz ve şunları söyler; ‘seninle bir anlaşma yapalım. sen beni azad et, bende sana gerçekten işine yarayacak birşey öğreteceğim der ve bu öğreteceğim şey seni tüm kötülüklerden koruyacak der’. Sahabe kabul eder ve onu bırakır. Hırsız ona şunları söyler; ‘her gece yatmadan önce Ayet-el Kürsi’yi oku. Bu dua okunan eve kötülük gelmez ve şeytan o eve yaklaşamaz der’ ve gider.

Ertesi gün peygamberimiz yine olanları sorar. Sahabe de aynen anlatır ve peygamberimiz şunları söyler; ‘ o hırsız çok yalancı biridir ama sana ilk defa doğruyu söylemiş. sen 3 gecedir yakaladığın hırsızın kim olduğunu biliyor musun diye sorar ve o kişi şeytan’ın kendisidir’ diye cevap verir.

Peygamberimiz (S.a.v.)’ in davranışları ile ilgili bir kaç kısa kıssa…

Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer tartışırlar. Hz. Ebubekir’in üzgün olduğunu görünce müdahale eder, arkadaşlarını karşısına toplar ve:
-Allah beni size peygamber olarak gönderdi. Siz bana yalancı dediniz, Ebu Bekir doğruladı. Siz bana düşmanlık ettiniz, o canıyla, malıyla siper oldu.
O günlerin hatırına arkadaşıma bundan sonra kimse ilişmesin, der. 0 günden sonra herkes Hz. Ebu Bekir’i kırmamaya özen gösterir. ( Hadislerle Müslümanlık, Kandehlevi 1/61 )

*****************************************************

Hz. Hatice, ilk eşi, ilk göz ağrısıdır, ilk müslümanlardandır, en zor zamanlarda hep yanında olmuş ona destek vermiştir. Onun vefatından sonra kendi vefatına kadar her bahaneyle Hz. Hatice’ye duyduğu sevgiyi tekrar eder. Hatta Hz. Aişe annemiz Hz. Hatice’yi kıskandığı kadar hiç kimseyi kıskanmadığını söyler.

*************************************************************
Hz. Ayşe ile evli olduğu zamandır. Yaşlı bir kadın evlerini ziyaret eder. Hz. Muhammed onu tanımıştır. Fakat yine de ismini sorar. Kadın
– Cessame (Çirkin şey), diye cevap verir. Hz. Muhammed@düzeltir:
– Hayır! Sen Cessame değil, Hassane’sin! (Güzel şey)
Bunun dışında da, yaşlı kadına yaptığı iltifatların çokluğu Hz. Ayşe’nin dikkatini çeker ve kadın gittikten sonra sormaktan kendini alamaz.
– Ey Allah’ın Elçisi! Bu kadına ne çok iltifat ettiniz?
Hz. Muhammed cevap verir:
– Bu kadıncağız Hatice’nin arkadaşıydı, onunla evli olduğumuz yıllarda bizi sık sık ziyaret ederdi. ( Hadislerle Müslümanlık, Kandehlevi 3/336 )

**********************************************************************
Medine’ye Habeşistan’dan bir elçi heyeti gelir. Hz. Muhammed hizmetlerini bizzat görmekte, bütün ihtiyaçlarını kendi elleriyle yerine getirmektedir… Arkadaşları rahatsız olur.

-Ey Allah’ın Elçisi! İzin verin biz hizmet edelim, derler.

Fakat O, kabul etmez. Habeşlileri göstererek ve yıllar öncesine ait bir olayı hatırlatarak:
– Onlar benim Habeşistan’a hicret etmiş olan arkadaşlarıma ikram etmiş, sahip çıkmışlardı. Şimdi ben de bir parça olsun ödeşmek istiyorum ve bundan da zevk duyuyorum . ( Kadı ıyaz 127 )

***********************************************************************

Mekke ve çevresindeki kabilelerin büyük çoğunluğu davetini reddeder. Ta ki Medinelilerle karşılaşıncaya kadar. Mekke yakınlarında Akabe denen bir yerde Akabe biatleri gerçekleşir, sözleşirler. Yetmiş civarında Medineli yeni müslüman, bütün dünyaya karşı koyma pahasına da olsa, O’nu kadınlarını ve çocuklarını korudukları gibi koruyacaklarına söz verirler. Ama içlerinden biri merak edip sorar.
-Ey Allah’ın Elçisi! İlerde başarılı olursan tekrar kendi akrabalarına ve şehrine dönmeyecek misin? O kendinden emin cevap verir.
– Kanınız, kanım… Mezarlığınız, mezarım… Ben sizdenim, siz de bendensiniz…
Ve aynen de öyle olur. Daha hayattayken bütün Arabistan yarımadası O’nun hakimiyetini kabul eder. Ama 0 söz verdiği gibi her seferden sonra Medine’ye döner. Vefat edinceye kadar Medine O’nun evi ve vatanı olur. Orada vefat eder, oraya gömülür.

*************************************************************************** *****

Hudeybiye antlaşması henüz imzalanmıştır. Müslümanların Mekke yakınlarında olduğunu bilen ve Mekke’li gizli müslümanlardan biri olan Ebu Cendel bunu fırsat bilip, kaçar. Müslümanlara sığınır. Ne var ki antlaşmanın şartlarından biri Mekke’den müslümanlara sığınan kişilerin geri verileceğine dairdir. Mekkeli heyet daha mürekkebi kurumamış olan bu maddenin uygulanmasını isterler. Müslümanlar üzüntülerinden sarsılırlar. Ama söz vermişlerdir. Hz. Muhammed Ebu Cendel’i karşısına alır:
– Ey Ebu Cendel! Sabret. Sözümüzden dönemeyiz. Allah sana yakında bir yol açacaktır , der.
Ebu Cendel Mekke’ye iade edilir. ( Siret Ans. 1/76 )

*************************************************************************** *

Gizlice Medine’ye hicret etmeye çalışan iki müslüman Mekkeliler tarafından yakalanır. Daha sonra kendilerine Mekkelilere karşı silah kullanmayacaklarına dair yemin ettirilip serbest bırakılırlar. Onlar da hicretlerini tamamlar. Hemen Bedir savaşı öncesi Hz. Muhammed’e katılırlar. Verdikleri sözü Hz. Muhammed’e anlatırlar. Düşman ordusu müslümanlardan üç kat daha kalabalıktır ve savaşçı sıkıntısı çekilmektedir. Buna rağmen Hz. Muhammed verilmiş bir sözün çiğnenmesini kabul etmez. Sefer halindeki ordunun içinde bulunan iki arkadaşına da arkada bıraktıkları Medine’yi gösterir ve ekler:
– Siz geriye dönün, her durumda (verdiğiniz)sözünüze uyacağız. Bizim yalnız ve yalnız Allah’ın yardımına ihtiyacımız var. ( Siret Ans. 1/76 )

*************************************************************************** **

Önce Habeşistan’a sonra da Medine’ye hicret etmiş olan müslümanlardan Umeys kızı Esma, sadece Medine’ye hicret etmiş olan başka bir müslümanla tartışır. Her ikisi de Hicret sevabı açısından kendileri gibi olanların daha üstün olduğunu savunmaktadır. En sonunda sorun Hz. Muhammed’e götürülür. O;

– Habeşistan’a da hicret etmiş olanlar, iki kere hicret etmiştir. Sadece Medine’ye hicret edenler ise bir kere hicret etmiş sevabı alırlar . ( Siret Ans.1/46 )

*************************************************************************** ****

Mekke’den kendisine elçi olarak gönderilen Ebu Râfi, Medine’de görüp, yaşadıklarının etkisiyle, bir kaç gün içinde müslüman olur. Bu yeni durumuyla elçiliği de bırakıp Medine’de kalmak ister. Hz. Muhammed ise kabul etmez.
– Ben ne antlaşmayı bozarım, ne de elçiyi yanımda alıkoyarım. Mekke’ye döndükten sonra da aynı şekilde düşünüyorsan, geri dönersin, o zaman seni bir kardeşimiz olarak kabul ederiz.
Ebu Rafi Mekke’ye döner. Hicret eder. Ve bir müslüman olarak Medine’ye yerleşir. ( Siret Ans. 1/76 )

*************************************************************************** *****

Muaz oğlu Sa’d, Medine’nin ilk müslümanlarından, her sıkıntılı gününde en yakınında yer olanlarındandır. Yahudilerle yapılan bir savaşta ölümcül bir yara alır. Günlerce can çekiştikten sonra nihayet ölüm anı gelir. Hz. Muhammed başucundadır. Sad’ın yarası açılır ve kan fışkırmaya başlar. Birbirlerine sarılmak için hamle yaparlar. Fışkıran kan Hz. Muhammed’in yüzünü, sakalını ve elbisesini kızıla boyamaktadır. Arkadaşları üstü başı leke olmasın diye onları birbirlerinden ayırmaya çalışırlarken Sad ve Hz. Muhammed birbirlerine kenetlenirler. Şimdi ikisi de gözyaşına boğulmuştur. Sa’d Hz. Muhammed’in @kucağında son nefesini verir. ( Hadislerle Müslümanlık, Kandehlevi 3/8 )

*************************************************************************** ****

Peygamberlik öncesi dönemdir. Kölesi Harise oğlu Zeyd’in babası ve amcaları yıllarca süren aramalardan sonra Mekke’ye gelip oğullarını bulurlar ve Hz. Muhammed’den onu kendilerine satmasını rica ederler. O, tebessümle cevap verir:
– Kendisine sorun, gitmek istiyorsa, hürdür, para gerekmez . Harise oğlu Zeyd ise Hz. Muhammed’i tercih eder. Başta akrabaları herkes şaşırmıştır. Zeyd’in bu jesti üzerine elinden tutarak onu Mekke’nin ana meydanına, Kabe’nin önüne götürür ve yüksek sesle Mekkelilere duyurur:

– Bu benim kölem Harise oğlu Zeyd, artık hürdür ve benim evlatlığımdır.

Ve Zeyd o günden sonra Muhammed oğlu Zeyd diye çağrılmaya başlanır. Ta ki Hz.Muhammed’in hiç kimsenin babası olmadığını bildiren ayet ininceye kadar.

( Siret Ans. 1/45 )

PEYGAMBERİMİZİN DOĞUMUNDAN ÖLÜMÜNE KADAR GEÇEN ZAMANDA YAŞANAN ÖNEMLİ OLAYLAR VE TARİHLERİ
Cenab-ı Hak, Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’i bize bir örnek insan olarak göndermiştir. Allah Resulü’nün yaşamış olduğu hayatın her karesinden alacağımız pek çok ders var.
Bugün yaşadığımız problemleri O’nun örnek hayatından çıkarılabilecek prensiplerle çözmemiz mümkün. Bu da Efendimiz’in hayatını bilmemize bağlı. Onun için Allah Resulü’nün hayatını okumalı, başta çocuklarımız olmak üzere etrafımızdaki kişilere okutmalıyız. Ve tabii ki O’nun hayatını hayatımıza hayat kılmalıyız. Allah Resulü’nün hayatında önemli yer tutan hadiselerden hareketle yılları esas alarak sizin için bir kronoloji hazırladık. Bu kronoloji sayesinde Efendimiz’in hayatı kare kare gözümüzde canlanacaktır.
571
Rebiülevvel ayının 12′nci gecesi (20 Nisan) Efendimiz (sas) dünyayı şereflendirdi.
575
Süt annesi Halime Hatun, Allah Resulü’nü annesi Hz. Amine’ye teslim etti.
577
Efendimiz, Mekke ile Medine arasındaki Ebva Köyü’nde annesini kaybetti. Dedesi Abdülmuttalib Efendimizi himayesi altına aldı.
579
Abdülmuttalib ahirete göç etti. Efendimiz, amcası Ebu Talib’in yanında kalmaya başladı.
583
Amcası Ebu Talib’le ticaret maksadıyla Şam’a gitti. Burada Rahip Bahîra Allah Resulü’nün beklenen son peygamber olduğunu keşfetti.
590
Hilfu’l-Füdul (Faziletliler Antlaşması) cemiyetine iştirak etti.
591
Ticarete başladı.
596
İkinci kez ticaret maksadıyla Şam’a gitti. Üç ay sonra Hz. Hatice Validemiz’le evlendi. Hz. Hatice’den ikisi erkek, dördü kız olmak üzere sırasıyla, Kasım, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Abdullah adlarında altı çocuğu oldu.
605
Kâbe’nin yeniden imarı esnasında kabileler arasında çıkan anlaşmazlığı giderdi.
610
Hira’da ilk vahiy tebliğ edildi. Kendisine peygamberlik görevi verildi.
613
Safa tepesine çıkıp ilk açık tebliğini yaptı. Yakın akrabalarına tebliğ için yemekler verdi. Müslümanlara işkence yapılmaya başlandı.

peygamberimiz