Okuma Hakkında Kısa Bilgi

Okuma Hakkında Kısa Bilgi

Sözlü ve yazılı anlatımda birikim kazanma yollarından biri de okumadır. Gözlem yaparak elde edilmesi mümkün olmayan birçok bilgiyi, okuyarak elde edebiliriz.
Yazacağımız her konuyu sadece gözlemlerimize dayanarak açıklamamız kimi zaman olanaksızdır. Örneğin “Küresel ısınmanın nedenleri ve dünyamıza etkileri” üzerine bir yazı yazmak istesek bunu sadece bireysel gözlem ve yaşantımızdan yola çıkarak oluşturamayız. Bu ve bunun gibi sorunlara bakan ilk kişi de biz değiliz kuşkusuz. Bizden önce de birçok kişi, pek çok konuya bakmış ve incelemiştir. Sorun ve durumlarla ilgili duygularını, düşüncelerini ve araştırmalarını yazmışlardır. Bizim söyleyeceklerimiz de kimi zaman daha öncekilerin araştırmalar sayesinde daha da inandırıcı
olacaktır. Okuma ve araştırmalarımız başkalarının gözlem ve düşünceleriyle de pekişir ve böylece yazımızın düşünce yapısı sağlamlaşır.Sınıf içi yazma çalışmalarında genellikle kişisel gözlem ve yaşantılarımızla yetinebiliriz. Örneğin “eğitim hayatımız boyunca bizi en çok etkileyen, kişiliğimizin oluşmasında örnek olan, geleceğimizi şekillendirmemizde bize yol gösteren öğretmenimizi tanıtma” konusunda sadece geçmiş yıllara bakar, söyleyeceklerimizi birikimlerimizden çıkarabiliriz. Ancak “Tanzimat Dönemi’nde gazetelerin edebiyatımıza katkıları” konusunda yazı yazmamız gerektiğinde kişisel gözlemlerimiz bu yazıyı yazabilmemize hiçbir şekilde yetmez. Çünkü konunun gözlemlerimizle bir ilgisi yoktur. Konu birtakım belgeler gerektirir, okuma ve araştırma yapmamız, değişik kitaplara başvurmamız zorunludur.
Kitaplar, aynı zamanda insanın deneyimleyemeyeceği olaylarla doludur. Hikâye, roman ve tiyatro eserlerinde bizi şaşırtan, bize heyecan veren pek çok olayla karşılaşır; kendi kendimize “Ben olsam ne yapardım?” diye sorarız.

“Issız bir adaya düşsem ne yapardım?” diye hangimiz kendine sormamıştır acaba? Elbette pek çoğumuz ama hiçbirimiz ıssız bir adaya gidip de bu sorunun yanıtını bulmaya çalışmamıştır. Ancak bu olayı Herman Melwell’in “Robinson Cruiso” adlı romanında okuyabiliriz. Romanda bir gemi kazası sonrasında gözünü ıssız bir adanın sahilinde açan Robinson’un hayatta kalma ve medeniyete dönebilme çabaları anlatılmaktadır. Bu romanı okuyan biri, kendisinin yaşamadığı ya da yaşayamayacağı bir olayı ve olayın seyrini romandan izleyerek tanık olabilir. Edebi eserler, okuyucuyu buna benzer pek çok deneyimle karşılaştırdığı için okumanın kişiliğin gelişmesinde, konuşma ve yazıda önemli bir payı vardır: Birikim kazandırır.

• Çok okuyan biriyle daha az okuyan birinin düşünce yönünden eşit olması da imkânsızdır. Okumak, kişide pek çok düşünce uyandırdığı gibi düşünceler arasında anlam ilgileri kurulmasını da sağlar. Böylece kişi, hızlı düşünebilmeyi öğrenir. Bunlar da bir yazının kurulmasında önemli bir role sahiptir.

• Okumanın önemi kadar neyin, niçin ve nasıl okunacağı da önemli bir konudur. Kişi öncelikle ilgisini çeken ve kişiliğine uygun olan, belli bir birikime ulaşabileceği eserleri okumalıdır. Bilginin kalıcılığı ve düşünce üretimi ancak böyle sağlanabilir. Bu da yine seçme sorununu karşımıza çıkarır.
Okuma, kişiliğin gelişmesine yön verdiği için iç gözlem yapma gücünü artırır. Ayrıca bir bakış açısı da oluşturur. Dışarıda olup bitenler arasında seçimler yapmayı ve seçilenlerin yorumlanmasını hazırlar. Bu davranış ve alışkanlıkları kazandıran okumalar “bilinçli okumalar”dır.
Herkes, bir şeyler okuduğu hâlde bu davranış ve alışkanlıkları kazanamaz. Bunun nedeni, okuyan kişinin kendi seçimlerini yapabilecek bir bilince erişememiş olmasıdır. Böyle okumalara “rasgele okuma” denir.
• Okuma biçimlerine bakarak değişik okur tipleri olduğunu söyleyebiliriz:
Seçim yapmadan, karşısına ne çıkarsa okuyan okur tipi “sıradan okuyucu”dur. Daha çok birilerinden duyduğu veya reklamların yönlendirmesiyle haberdar olduğu metinleri okur. Onun için metnin ilettiği düşünceler önemli değildir. Sadece metindeki olayları izler.

Az çok seçim yapabilen, okudukları arasında bağlantılar kurabilen, merakı yanında belli bir zevki de bulunan okur tipi “normal okuyucu”dur. Metnin inceliklerine az da olsa yaklaşır. Bu okuyucu, metnin bir şey anlattığının bilincindedir ve onun için metnin ilettiği düşünce önemlidir.
Seçme yeteneği gelişmiş, zevkleri incelmiş, eleştirel bakış edinmiş okur tipi ise “ideal okuyucu”dur. Bu tür okuyucular; çevrenin, tanıtımların ve reklamların yönlendiriciliğiyle değil birikimleri doğrultusunda okur. Bilinçli okuyucu metni zenginleştirir, ondaki gizli ve ince noktaları belirginleştirir.

İyi kitaplar okumak, iyi insanlarla dostluk kurmak gibidir. Dostlarımızın nasıl iyisini, vefalısını seçmek zorunduysak geçmişin fikir ve duygu bahçelerinden de renkleri solmamış, kokuları dağılmamış kitapları seçmek ve okumak gerekir.
(Arif Hikmet Par)
okuma

kitap_okuma

kitap_okuma1

kitap_okuma2

kitap_okuma3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.