İskitler Hakkında Kısa Bilgi

İskitler doğudan batıya doğru kavimlerin birbirlerini sıkıştırmaları sonucunda tarih sahnesine çıkmışlardır. Orta Asya’da Hazar denizi ile Tanrı Dağları arasındaki geniş topraklarda yaşayan İskitler dış baskılar sonucunda MÖ 7. Yüzyıl sonlarında Kafkasya üzerinden Karadeniz’in kuzeyine gelip yerleşmişlerdir. Tarihçi Herodot Asya’da yaşayan İskitlerin Massagetlerle yaptıkları savaşta yenildiklerini ve bundan dolayı batıya doğru yayıldıklarını bildirmektedir. Arkeolojik buluntulara göre İskitler MÖ 1.bin yıl içerisinde Tuna Nehri’nden Çin’in batı sınırına kadar uzanan oldukça
geniş bir sahaya yayılmışlardır.İskitler eski Yunanlılar tarafından İskitler, Persler tarafından ise Sakalar olarak adlandırılmışlardır. Kimmerlerin peşinden Kafkasları aşarak Anadolu’ya giren İskitler,Kızılırmak’ın doğusunda kalan bölgelerin tamamına egemen olmuşlardır. Medlerle birleşerek Urartu Devleti’ni yıkan İskitler, Suriye üzerinden Mısır’a kadar olan bölgelere saldırılarda bulunmuşlardır. Medler ve Perslerle uzun süre savaşlar yapan İskitlerin mücadelelerinin önemli bir kısmı İskit hükümdarı Alp Er Tunga ile Pers hükümdarı Kirus arasında geçmiştir. Bu mücadeleler Firdevsi tarafından yazılan ve İran destanı olarak bilinen “Şehname” ye konu olmuştur. Firdevsî Alp Er Tunga’dan Efrasiyap adı ile bahsetmektedir.Siyasî varlıklarını M.Ö. 2. yüzyıl sonlarına kadar sürdüren İskitler, Moğol istilâsı sırasında kuzeye çekilerek Sibirya’ya yerleşmişlerdir. Bugün Sibirya’da yaşayan Yakut Türkleri İskitlerin torunlarıdır.
İskitlerin Yaşayışları:
Tarihçi Herodota göre, İskitler başlarına yüksek, yukarıya doğru sivrilerek yükselen başlıklar giyerlerdi. Savaş aracı olarak yay, hançer ve balta taşırlardı.İskitler, adı bilinen ilk atlı-göçebe kavimdirler. Kadınları ve çocukları çadırlarını üzerine kurdukları arabalarda, erkekleri ise atlar üzerinde göçerlerdi. Onlar, yerleşik hayata geçerek ziraat ve ticaretle uğraşan soydaşlarını küçük görmüşler ve kendileri ile eşit saymamışlardır. Geleneklerine son derece bağlı olan İskitler yabancı geleneklere özenenleri sert bir şekilde cezalandırırlardı.İskitler, keçeden kubbeli derme çadırlarda otururlar, kımız içerlerdi. Ayrıca, sütün yağını alıp, geriye kalanını yoğurt veya çökelek yaparlardı. Elbise olarak, belden kemerle sıkılan uzun etekli ceketler ile pantolon ve bot giyerlerdi. Başlarına uzun külahlar (sivri börkler) geçirirlerdi. Saçlarını kesmezler, sakallarını ise tıraş ederlerdi.İskitliler ata binmekte çok başarılıydılar. Ata binenin dengesini sağlamasına
yardımcı olan üzengi de, ilk defa İskitler tarafından kullanılmıştır.
Din: İskitlerde çok tanrılı bir din anlayışı vardı. Baba denilen Gök Tanrısı, tanrıların en büyüğüydü. İskitler, tapınak ve tanrı heykeli yapmazlar fakat, Savaş Tanrısı için her yıl, iki metre yüksekliğinde bir odun yığını yaparak bunun üzerine, Savaş Tanrısını simgeleyen bir kılıç dikerlerdi. İskitler, tanrılarına çeşitli hayvanları adayarak kurban ederlerdi. En çok, at kurban edilirdi.
İskitlerde, ruhsal hayata inanmak büyük önem taşıyordu. Kutsal saydıkları her şeyin ve cismin bir ruh taşıdığına inanırlardı. Fal baktırmak ve büyü yaptırmak toplumda yaygındı. Falcılar, kavak dallarına bakarak ya da ıhlamur kabuklarını parmaklarına dolayarak fala bakarlar ve gelecekten haber verirlerdi.İskitler cenaze törenlerinde yüzlerini bıçakla çizerek kan akıtırlar, yüksek sesle
ağlaşırlar ve ölülerini çok sevdikleri atlarıyla birlikte gömerlerdi. Ayrıca ölen kişiyi mumyalarlardı.
Sanat: Heredot; İskitler’in çok medenî bir millet olduğunu belirtmiştir. Onlar gümüş işçiliğinde, dişçilikte ve çıkıkları sarmakta ustaydılar.Çin ülkesinden Tuna boylarına kadar uzanan geniş bozkırlarda İskitler’e ait çeşitli silâhlar, binit ve koşum takımları, kaplar ve vazolar, kemer tokaları, kopçalar,aynalar ve birçok süs eşyaları ele geçmiştir. İskit sanatında Orta Asya Türk sanatının özünü oluşturan hayvan üslubu görülür ve bu sanat tarzı İskitler tarafından geliştirilmiştir.Eşyalarını geyik ve kuş gibi hayvan resim ve kabartmalarıyla süsleyen İskitler hayvan motifini hem süs hem de kötü ruhların etkisinden korumak amacıyla kullanmışlardır.İskitler maden işlemekte ustaydılar. Onlar için “Bozkırların Kuyumcuları” denilmiştir.Sanat alanında Yunanlıları da etkileyen İskitlerin kullandıkları altın ve gümüşten at koşum takımları ile kemer tokalar daha sonraki dönemlerde Yunanlılar tarafından örnek alınmıştır.
İSKİTLER
İskitlerin hayat tarzları, kullandıkları arabalar, besledikleri hayvanlar, ata iyi binebilmeleri ve hayatlarının büyük bir kısmının at üzerinde geçmesi diğer eski Türk topluluklarını hatırlatmaktadır. Aynı hayat tarzı bozkır Türk topluluklarında vardır.İskitlerin gelenek ve göreneklerine bağlılıkları, genelde at kurban etmeleri ve onlarda domuz kültürünün olmaması, hatta ölü gömme adetleri eski Türk topluluklarınkine aynen uymaktadır.İskit kurganlarından çıkarılan sanat eserleri de büyük önem taşımaktadır. Göçebe Hayvan Üslûbu adı verilen ve stilize hayvan figürleriyle süslenmiş olan buluntular eski Türk sanat eserleriyle bağlantı kurulmasına imkan vermektedir. Özellikle Hun sanatı, İskit sanatının bir devamıdır.İskitlerin dinlerinin, dillerinin, sanatlarının, gelenek ve göreneklerinin eski Türklerinkiyle bağlantıları ve bu kadar çok yönlü benzerliklerinin olması, İskitlerin büyük çoğunluğunun, özellikle yönetici tabakanın Türk olduğu kanaatini doğurmaktadır.
Çünkü bu derece çok benzerlik bu düşünceyi kuvvetlendirmektedir.

iskitler