İnsanın Gelişimi ve Beyin

İnsanın Gelişimi ve Beyin

İnsanın yaşam boyu bedensel, ruhsal ve sosyal sağlığı, beyninin gelişimiyle yakından ilişkilidir. Beyin gelişimi büyük oranda yaşamın ilk yıllarında, özellikle de anne karnında ve doğumdan sonraki ilk beş yılda oluşur. İnsanın yaşam boyu kullanacağı becerileri, öğrenme kapasitesi, çevreyle ilişki yetenekleri ve kişiliği de beyin gelişimi ile birlikte büyük ölçüde bu yıllarda gelişir.

Bireylerinin yaşam boyu sağlığını korumak, daha yetenekli, zeki, başarılı ve kapasiteli bireyler yetiştirmek, artan şiddet ve suçluluğu azaltmak, sosyoekonomik eşitsizlikleri makul düzeylere indirmek için toplum öncelikle, beynin hızlı gelişim döneminin önemini fark etmeli ve bu dönemde çocuklarının gelişimini desteklemelidir.
• Yeni doğanın beyni erişkin beyninin %25’i büyüklüğündedir
• 3 yaşında erişkin beyninin % 80 büyüklüğüne,
• 5 yaşında erişkin beyninin % 90 büyüklüğüne ulaşır

Beyin gelişimi genlerle, çocuğun yaşadığı deneyimlerin ortak etkisi ile oluşur. Beynin işlevsel olan temel yapı unsurları sinir hücreleri ve bunlar arasındaki bağlantılardır. Yaşamının ilk dönemlerinde annenin bebeği rahatlatmak için sıcak bir dokunuşu, babanın çocuğuyla oyun oynaması, ona okunan bir kitap, bir çok sinir hücresini etkiler. Çocuğun büyüyen beyninde binlerce hücre tepki verir. Beyin hücreleri arasında bağlantılar, ileti yolları oluşur. Varolan yollar kuvvetlenir. Beyindeki sinir hücreleri bağlantı ağı biraz daha yapılanır, kompleksleşir.

Doğumda çocuğun beyninde 100 milyar sinir hücresi vardır. Bunların çoğunun aralarında bağlantılar yoktur. Yaşamın ilk beş yılında yaşanan deneyimlerin etkisi ile milyarlarca hücre bir sinyal iletim ağı oluşturmak üzere organize olurlar. Bu süreçte trilyonlarca bağlantı oluşur. Çocuk gelişiminin erken dönemleri, hayatın sonraki dönemlerindeki zihinsel becerileri, kritik düşünme yeteneklerini, kendine güveni, öğrenmeyi, problem çözme becerileri geliştirmesini ve başkalarıyla uyumlu olma kapasitelerini etkiler.
Bu süreçte çocuğun bağlandığı bir kişi (genellikle anne) ve yakınındaki kişilerle ilişkilerinin şekli (sevgi, ihtiyaçlarının zamanında anlaşılıp, uygun yollarla giderilmesi, sıcak dokunuşlar, ses tonu vb. ya da yemek , sevgi, dokunma vb.), temel ihtiyaçlarının giderilmemesi, kaba davranışlar, fiziksel ya da duygusal istismar hayat boyu sosyal ilişkileri şekillendirecek yeteneklerinin gelişmesinde etkili olur. Eğer çevresel koşullar uygun olmazsa, çocuk sıklıkla zihinsel, sosyal ve davranışsal olarak gelişmesinde tam kapasitesine ulaşamayacaktır. Yaşamın ilk dönemlerindeki beyin gelişiminin, yetişkinlikteki sağlığı etkilediğini gösteren bir çok araştırma vardır. Örneğin anne karnındaki ve hayatın ilk yıllarındaki koşulların koroner kalp hastalığı, yüksek tansiyon, insüline bağlı olmayan diabet, düşük bağışıklık seviyesi ve obeziteye yol açtığı gösterilmiştir.

Yoksulluk, çocuğun gelişme sürecinde görülen en yaygın risk faktörüdür. Yoksulluğun en ağır sonucu, çocuklar üzerindeki en ağır etkisi beslenme yetersizliğidir, yani açlıktır. Beslenme yetersizliği olan çocukların beyin dokusunun küçüldüğü gösterilmiştir. Geç kalınırsa beyin dokusundaki küçülme kalıcı etkiler bırakır. Çocuk zihinsel olarak da, ruhsal olarak da, bedensel olarak da iyi gelişemez.

Anne ve babanın ruhsal sağlığı, çocuklarının duygusal ve davranışsal problemlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Aile içi şiddet, tüm ülkeler için bir halk sağlığı sorunudur. Özellikle erken çocukluk döneminde yaşanan şiddet hayatlara iyileştirilemeyecek zararlar verir. İyileşemeyecek ruhsal yaralanmalar, bazen bedensel sakatlıklar bırakır.

insan-beyni-kapasitesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.