Gövde Nedir? Gövdenin Yapısı Nedir?

Gövde
Gövde, kök ve yapraklar arasındaki dal ve sürgünlerden oluşan kısımdır. Gövdenin üzerinde yaprak, çiçek, meyve ve tomurcuk gibi kısımlar yer alır. Bitki yaşadığı sürece tomurcukları sayesinde yeni yaprak ve çiçekleri meydana getirir. Gövdenin temel görevi; bitkide boy, yüzey alanı ve kütle artışına olanak sağlamak, köklerden alınan suyu yapraklara, yapraklarda oluşan organik bileşikleri de bitkinin diğer bölümlerine taşımaktır.
Ayrıca bazı gövdeler besin depo eder veya fotosentetik organ gibi çalışır.
Gelişmiş bitkilerde gövde tipleri otsu ve odunsu olmak üzere ikiye ayrılır. Otsu gövdelere daha çok tek yıllık bitkilerde, odunsu gövdelere ise çok yıllık bitkilerde rastlanır. Otsu gövdeler odun ve kabuk içermeyen narin, yeşil gövdelerdir. Odunsu gövdeler ise daha kalındır ve koruyucu bir kabuğa sahiptir.

govde
Otsu gövdeli bitkiler tek çenekli ve çift çenekli olmak üzere iki grupta incelenir. Buğday (Triticum) (Tiritikum), mısır (Zea mays) (Zea mays), soğan (Allium cepa) (Alliyum sepa), lale (Tulipa) (Tu-lipa) vb. otsu tek çenekli; düğün çiçeği (Ranunculus) (Ranunku-lus), ayçiçeği (Helianthus annus) (Heliyantus annus), sardunya (Pelargonium zonale) (Pelargonyun zonale), yonca (Medicago) (Medikago) vb. otsu çift çenekli; ıhlamur (Tillia) (Tilya), çam (Pi-nus) (Pinus), leylak (Syringa) (Siyringa), asma (Vitis) (Vitis) vb. odunsu gövdeye örnektir.
Otsu gövde yapısına sahip tek çenekli bitkilerin gövde enine kesiti alındığında en dışta koruyucu doku olan epidermis tabakası görülür. Epidermisin altında parankima doku yer alır. Floem ve ksilemden oluşan iletim demetleri parankima dokusu içinde düzensiz dağılmıştır. Bu demetlerde floem dışta, ksilem içte bulunur. Tek çenekli otsu bitkilerde kambiyum bulunmadığı için enine büyüme görülmez (Resim 1.18a). Tek çenekli bitki gövdelerinde iletim demetleri dağınık olarak dizilmiştir. Ayrıca korteks tabakası, kambiyum ve öz bulunmaz.
Otsu gövde yapısına sahip çift çenekli bitkilerin gövde enine kesitinde epidermis, korteks, iletim demetleri ve öz bulunur (Resim 1.18b). Koruyucu doku olan epidermis tabakası gövdeyi dış etkilerden korur. Epidermis ile kambiyum arasındaki bölge korteks tabakasıdır. Korteks tabakasında genellikle parankima, kollenkima, sklerenkima dokuları yer alır. Korteksin altında su ve madde iletiminin yapıldığı iletim demetleri bulunur. İletim demetleri halka oluşturacak şekilde yerleşmiştir. Floem ve ksilem arasında kalan parankima hücreleri bölünerek kambiyum tabakasını oluşturur. Bölünme özelliği gösteren kambiyum dışa doğru floemi, merkeze doğru ksilemi meydana getirir. Merkezdeki bölüm parankima dokusundan oluşmuştur ve öz olarak adlandırılır.
Odunsu gövde yapısına sahip çift çenekli bitkilerde epidermis parçalanır, kurur ve dökülür. Epidermisin yerini mantar kambi-yumu alır. Elverişsiz çevre koşullarına ve iç değişmelere karşı gövdeyi örterek koruyan mantar doku mantar kambiyumu tarafından oluşturulur. Mantar hücrelerinin çeperlerinde mumsu süberin maddesi birikir ve hücreler ölür. Böylece mantar doku oluşur. Mantar doku, gövdedeki su kaybını önler; ayrıca gövdeyi vurma, çarpma ve hastalık gibi olumsuz etkenlere karşı korur. Mantar ve mantar kambiyumu peridermisi oluşturur. Gövdenin en dış kısmında yer alan kabuk, peridermis ve floemden oluşur.
Çift çenekli bitkilerde kambiyumdan ilk yıl oluşan primer ksi-lem tabakası birinci yıllık yaş halkasını meydana getirir (Resim 1.19).
Kambiyum her büyüme mevsiminde bölünerek içe doğru sekonder ksilemi, dışa doğru sekonder floemi oluşturur. Sekonder iletim dokular üretildikçe primer ksilem ile primer floem birbirinden uzaklaşır. Böylece sekonder iletim doku gövdenin önceki yıl oluşturduğu odun tabakasının çevresinde birikerek o yıla ait büyüme halkasını meydana getirir ve gövdenin çapının artmasını sağlar.

bitkilerde-buyume
Bitkilerde Büyüme Halkaları
Sekonder ksilem odun olarak adlandırılır. Ilıman bölgelerde yaşayan ağaçların gövdesinden enine kesit alındığında iç içe birçok halka görülür. Bu halkaların her biri bir yıl içinde meydana gelen ksilem dokudur ve bunlara büyüme (yaş) halkaları denir.
Ilıman bölgelerde ağaçlar genel olarak ilkbaharda büyümeye başlar ve büyüme sonbaharda durur. Bu süreye büyüme mevsimi denir. Büyüme mevsiminin erken döneminde oluşan ilkbahar odununun hücreleri büyük ve hücre duvarları ince; büyüme mevsiminin sonuna doğru oluşan sonbahar odununun hücreleri ise daha küçük ve hücre duvarları kalındır. Bu nedenle ilkbahar odununun yoğunluğu sonbahar odununun yoğunluğundan daha azdır. Bu yoğunluk farkı ilkbahar odununun açık renkli, sonbahar odununun ise koyu renkli halkalar şeklinde görülmesine neden olur. Aynı yıl oluşan açık ve koyu halka ağacın bir yaşını gösterir ve bu halka sayısı her yıl artar (Resim 1.20).Ağacın yıllık halka genişliği o yılki iklimle ilişkilidir. Sıcaklık, ışık ve yağış ağacın gelişmesi için uygunsa oluşan yaş halkası geniş, uygun değilse dar olmaktadır. Buna dayanarak bilim insanları çok yaşlı ağaçların odun halkalarına bakarak eski dönemlerden günümüze iklim değişiklikleriyle ilgili ipuçları elde edebilmektedir.

bitkilerde-buyume-halkalari
Bitkilerde Sekonder Büyüme
Bitki dokularının tümünde primer büyüme görülür. Uç meristemler primer büyümeyi sağlar. Otsu tek çenekli bitkilerde yalnızca primer büyüme görülürken bazı otsu çift çenekli ve odunsu bitkilerde hem primer hem de sekonder büyüme gerçekleşir. Se-konder büyüme yanal meristemler tarafından sağlanır ve bitkinin enine büyümesini (kalınlaşmasını ) gerçekleştirir.
Bitkinin enine ve boyuna büyümesi eş zamanlıdır; ancak farklı bölgelerde gerçekleşir. Bitkinin boyu primer büyümeyle uzarken aynı zamanda sekonder büyümeyle gövdesi kalınlaşır (Şekil 1.10).
Her büyüme mevsiminde, primer büyüme kök ve gövdenin genç sürgünlerini oluştururken sekonder büyüme bitkinin yaşlı kısımlarını kalınlaştırır. Sekonder büyümede iki yanal meristem görev alır. Bunlardan biri ksilem ve floemi oluşturan kambiyumdur. Diğeri ise kök ve gövdede sert, kalın bir örtü oluşturan mantar kambi-yumudur. Mantar kambiyumunun bölünmesiyle oluşan mantar doku, korteks ve epidermisin yerini alır. Ölü mantar hücreleri kök ve gövdeyi koruma görevini üstlenir.