Denizlide Gezilecek Tarihi ve Turistik Mekanlar Hakkında Kısa Bilgi

Denizli’de Gezilecek Tarihi ve Turistik Mekanlar Hakkında Kısa Bilgi

PAMUKKALE

Denizli ilinin 18 km. kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin arkeoloji literatüründe “Holy City” yani Kutsal Kent olarak adlandırılması, kentte bilinen birçok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanmaktadır.

HAMAMLAR

BÜYÜK HAMAM KOMPLEKSİ

Bugün masif duvarları ve bazı tonozları ayakta kalabilmiş olan yapının iç mekanlarının mermerle kaplı olduğuna dair izler bulunmaktadır. Hamamın planı diğer tipik Roma hamamları gibidir. Önce girişte, büyük avlu, iki yanında büyük holler bulunan kapalı dikdörtgen bir alan ve daha sonraları bulunan esas hamam yapısı yer alır. Havuzlu odalarda geniş ve büyük pencereler vardır.
Bugün avlunun sınırları henüz kesin olarak saptanamamıştır. Palaestra’nın yan kanatlarında, biri güneyde, diğeri kuzeyde olan iki büyük hol imparatora ve törenlere ayrılmıştır. Palaestra boyunca uzanan geniş bir salon ise, atletizm ve jimnastik için kullanılmış olmalıdır. Bu yapı kompleksinde, Roma Hamamları’nın da ortak özelliklerinden olan caldarium, tepidarium ve frigidarium’un üstleri tonozlarla örtülüdür. Hamam kompleksinin kalıntıları MS. I. yüzyıl tarihlidir. Büyük hole bitişik tonozlu kapalı mekanlar günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.

HAMAM BAZİLİKA

Kuzey kapısının dışında MS.3. yüzyıl başlarında tarihleşen ikinci bir hamam daha yapılmıştır. Ancak bu yapı Erken Hıristiyanlık Dönemi’nde (yaklaşık MS. 5. yüzyıl) kiliseye dönüştürülmüştür.
Bu Hamamın üstünün tonozlarla örtülü olduğu, salonlarının mermer kaplı olduğu ve tonoz altlarının stuko ile kaplandığını gösteren izler vardır.

KİLİSE VE NEKROPOL KİLİSELER

Kent merkezinde VIX. yüzyıla ait bir katedral, “Direkli Kilise” ile iki kilise daha vardır. Ayrıca MS. VIX .yüzyıl başında Büyük Hamam Kompleksi’nin merkezi holü kiliseye dönüştürülmüştür. Kuzey bölgesinde de küçük şapeller mevcuttur.

NEKROPOL

Kent surlarının ve ova dışındaki tüm yönlerde NEKROPOL alanları bulunmaktadır. Bunlar yoğunlukta Tripolim-Sardes’e giden kuzey yolunun ve Laodikeia-Clossai’ye giden güney yolunun iki tarafında yer alır.
Mezarlarda kireç taşı ve mermer kullanılmıştır. Mermer kullanımı, daha çok lahit tiplerinde görülür. Kuzey nekropolu; Geç Helenistik Dönemden erken Hıristiyanlık Dönemi’ne kadar karakteristik lahitleri, mezar tiplerini ve mezar anıtlarını bir arada içerir. Kentte görülen mezarlar, lahit, tumulus ve ev tipi mezarlardır. Konut mimarisini anımsatan mezar yapıları nekropolun en önemli elemanlarıdır.
Kentin ilk oluşumundan imparatorluk devrine kadar, mezarlar genellikle “tumulus mezar” tipinde yapılmıştır. Bu tip Trakya’da çok izlenen bir mezar tipidir. Bu mezarlarda dairesel bir alt yapı üzerine konik ve toprakla örtülü içte beşik tonozlu bir üst yapı yer almaktadır. İçte 3 yönde dikdörtgen şekiller vardır. MS. I. yüzyılda en çok inşa edilen mezar tipi alınlıklı “aedicula”dır.Bunların bazılarında, lahit odası olarak kullanılan bir alt yapı bulunmaktadır. MS. II. ve III. yüzyılda, doğu ülkelerinde görülen, olunun kahramanlaştırılması düşüncesine uygun olarak, lahitin bir kaide üzerinde yer almaşı yaygınlaşmıştır. Aynı gömü biçimi, başka mimari çözümleri de getirmektedir. Altında masif bir kaide olan lahitler basamaklı masif kaideli lahitler, ön kısmında kaidenin genişlediği lahitler, çevresinde kolonların yer aldığı, beşik tonozla örtülü, onu açık “aedicula”lı, bu prototipin diğer örnekleridir. Konut mimarisini anımsatan, mezar yapıları nekropolun en önemli elemanlarıdır. Bu tip bazı örneklerde birden fazla mekan içerir ve cephede pencere benzeri açıklıklar yer alır.

TİYATRO FRİZLERİNDE İŞLENEN MİTOLOJİK KONULAR

Apollon – Marysyas grubu Eserin orijinali Helenistik Dönemde yapılmıştır. Roma Dönemine ait Marsyas repliklerinden de anlaşılacağı gibi, bu iki eserin bir grup olarak yapıldığı bugün kesin olarak saptanmıştır. Kabartmada Marsyas’in karşısında ise bir İskitli diz çökmüş, büyük bir taş üzerinde bıçağını bilemektedir. Bu sırada da başını kaldırıp karşısında duran Marsyas’a bakmaktadır. Bu olaya arkadan Tanrı Apollon izlemektedir.
Mitolojiye göre; Marsyas Tanrı Apollon ile müzik yarışmasına girme cüretini gösterir. Yarışta en iyi müziği Apollon yapmış ve Marsyas’i yenmiştir. Neticede Tanrı Apollon ile müzik yarışmasına girme gibi ölçüsüz davranışından dolayı Marsyas’in derisi yüzülecektir. Bu görev için bir İskitli bulunur. Eserin orijinali MÖ. III. yüzyılda yapılmıştır. Kabartmanın devamında Apollon’a Marsyas’i yendikten sonra (Delphinios) defne ile iki Nimphe tarafından tacı giydirilir. Apollon elinde zafer palmiyesi tutmakta, şerefe içki içerek olayı ve başarısını kutlamaktadır.

APOLLON VE ARTEMİS’İN DOĞUŞU

Apollon ve Artemis, Lego ile Zeus’un çocuklarıdır. Bu iki Tanrı daha çok Anadolu kökenli oldukları için Anadolu’da tapınım görmüşlerdir. Apollon ve Artemis, Trupa Savaşları’nda da Anadolu tarafım tutmuşlardır.
Mitolojiye göre Zeus;tan gebe kalan Lego, Zeus’un karısı Hera’dan korktuğu için Apollon’u Delos Adası’nda doğurur. Yaygın olan mitolojiye göre Lego Artemis’i İzmir yakınlarındaki Klaros’ta doğurmuş ve, orada saklamıştır. Onun için Artemis Efes’te bas tanrıca olarak tapınım görmüştür. Apollon’un ise Libya Bölgesi’nde Patara’da doğduğu ve büyüdüğü daha yaygındır.
Kabartmada Lego, Apollon’u doğurmak için yatağa uzanmıştır. Hizmetçiler doğum için yardim etmektedirler. Artemis’in doğumunda ise genç kızlar (Horam) ellerinde lavanta çiçekleri ve afyon kozaları ile kutsal doğum olayını izlemektedirler.

NİOBİDLER EFSANESİ

Niobe Efsanesi Anadolu’ya özgüdür. Niobe babasının kral olduğu SipyIos (Manisa) Dağı yöresinde doğmuştur, tanrıça Lego ile birlikte büyümüş, onunla arkadaşlık etmiştir. Thebai Kralı Amphion ile evlenmiş altı kız, altı erkek olmak üzere on iki çocuk doğurmuştur.
Efsane, Niobe’nin çok çocuklu olmasından kaynaklanır. Niobe kendisini tanrıca Lego ile bir tutmuş, tanrıçanın iki çocuğu var bede ise bir düzine diye gururlanmıştır. Anneleri Leton’un olaya çok üzüldüğünü gören Apollon ve Artemis Niobe’ye çok kızmışlar, oklarıyla Niobe;nin tüm çocuklarım öldürmüşlerdir, çocuklarım kaybetmenin üzüntüsüyle Niobe tas kesilmiştir. Efsane, Manisa yöresinde bugün hala yasamaktadır. Burada kadın yüzü seklinde bir kaya vardır ve göz seklindeki iki oyuğundan sular sızmaktadır.

HERAKLES – ANTAİOS MÜCADELESİ

Antaios Denizler Tanrısı Poseidon ve toprak ana Gana’dan dogma bir devdir. Antaios Makedonya’daki Devler Savasi’na katılmıştır. Mitolojiye göre Antaios’u yere sermek olanaksızdır. Her yere düştüğünde toprak ana Garia’dan güç alarak doğrulur ve kalkar. HERAKLES bu yüzden Antaios’u tutup sırtlar başka bir ülkeye götürerek öldürür.

HADES’IN PERSEPHONE’Yİ KAÇIRMASI

Persphone, Zeus ile Demeter’in kızıdır. Mitolojiye göre Persephone bir gün kırlarda çiçek toplarken, aniden toprak yarılır. Arabasıyla çıkan Tanrı Hadep, kızı yakalayıp yeraltına kaçırır. Demeler kızı Persephone’yi her yerde arar ama bulamaz. Sonunda her şeyi gören Güneş Tanrısı Helis, Persephone’nin bulunduğu yeri Demeter’e gösterir.
Yeraltına kaçırılan Persephone yüzünden kıtlıklar başlamış, toprağın bereketi kalmamış, mevsimler hep kış olmuştur. Persephone Hadep’in kendisine verdiği nar meyvesini yemiş ve büyü ile tanrıya bağlanmıştır. Bu olay üzerine Baş Tanrı Zeus araya girerek yılın yarısı, yani çiçek açma ve meyve zamanlarında yer üstünde Demeter’in yanında kalmasını sağlamıştır. Persephone yılın diğer yarısını ise kocası Hadep’in yanında geçirecektir. Mevsimlerin oluşması ile Hadep’in Persephone’yi kaçırması arasında bu mitoloji ile bağlantı kurulmuştur.

TRAVERTENLER

Traverten sözcüğü, İtalya’da geniş traverten çökeltilerinin bulunduğu Tivoli’nin, Roma zamanındaki adı olan “Tivertino”dan gelmektedir. Traverten çok yönlü, çeşitli nedenlere ve ortamlara bağlı, kimyasal reaksiyon sonucu çökelme ile oluşan bir kayadır.
Termal kaynağını meydana getiren jeolojik olaylar geniş bir bölgeyi etkilemiştir. Bu bölgede sıcaklıklar 35-l00C arasında değişen 17 sıcak su alanı bulunmaktadır, Pamukkale termal kaynağı, bölgesel potansiyel içindeki bir ünitedir. Kaynak, antik dönemlerden beri kullanılmaktadır. Termal su, kaynaktan çıktıktan sonra, 320 m. uzunluğunda bir kanal ile traverten başına gelmekte ve buradan, 60-70 m’lik kısmı çökelmenin olduğu traverten katkatlarına dökülmekte ve ortalama 240 – 300 m yol katetmektedir. Katlat havuzcuklarında ve Katlat şeddelerinde, çökelmekte olan kalsiyum karbonat, başlangıçta yumuşak bir jet halindedir. Zaman içinde sertleşmekte “TRAVERTEN” olmaktadır. Ancak ziyaretçiler tarafından katratlar üzerinde gezilmesi ve oynanması, henüz yumuşacık haldeki kalsiyum karbonatların ezilmesine, dağılmasına ve çökelme dengesinin bozulmasına sebep olmaktadır. Traverten oluşumuna neden olan Pamukkale Termal Kaynağı’nın kimyasal ve fiziksel özellikleri yukarıda verilmiştir.
Termal kaynak suyunun, normal şartlara dönüşmeye çabalaması çökelmeye ve traverten oluşumuna sebep olmaktadır. Termal sudaki kalsiyum bikarbonatın aşırı miktarda bulunması ve suyun yüzeye çıkışı sonucu karbondioksit açığa çıkmakta ve kalsiyum karbonat çökmektedir. Bu arada bir molekül su oluşmaktadır.
Bu reaksiyonun oluşumunda, hava şartları, ısı kaybı, akışın yay ilimi ve suresi etkilidir. çökelme, termal sudaki karbondioksitin havadaki karbondioksit dengeye gelinceye kadar devam etmektedir. Yerinde yapılan analizlerde, kaynak başındaki suyun karbondioksit miktarı ortalama 725 MGK/1 iken, suyun travertenleri terk ettiğinde bu miktarı 45 MGK/1’ye düşmektedir. Keza kalsiyum bikarbonat da benzer şekilde 1200mg/1’den 400 MGK/1’ye düşmektedir. Keza CAD 576/8 MGK/l olan, beyazlatma sonunda 376.6 MGK/l düşmektedir. Bu analiz sonucuna göre, l itd sudan traverten üzerine 499.9 MGK CaC03 çökelmektedir. Bu miktar l I/sn su için günde 43191 g.çökelme demektir. Ortalama yoğunluğu 1.48 g/cm3 olan travertenin, çökelme hacmi 29.2 dm3 alan kaplar. Suyun ortalama debisi 465.2 l/sn olduğuna göre 13584 m2 alan beyazlatılabilecektir. Pratikte bu şartları yerine getirmek güçtür. Ancak bu teorik yaklaşıma göre yılda l mm. kalınlığında 4.9 km2 alan beyazlatılabilir görülmektedir.

Kırmızısu; Karahayıt Kasabası içindedir. Pamukkale’nin yaklaşık 5 km. kuzeyindedir. Kırmızısu travertenler 60 derece sıcaklıkta çıkan termalse çevresinde oluşmuştur. Termal suyun içindeki maden oksitleri nedeniyle kırmızı, yeşil ve beyaz renkli traverten tabakaları oluşturmaktadır.
Yakın zamana kadar daha çok iç turizme hizmet veren Karahayıt Kaplıcaları artan konaklama tesisleri ile önem kazanmış ve Pamukkale’den sonra turizmdeki yerini almıştır. Karahayıt Kırmızısu taravertenleri yaklaşık 500 m²’lik bir alandadır. Doğal güzelliği bakımından ilin görülmeye değer önemli turizm beldelerinden birisidir.

kırmızı su denizli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.