Bitkisel Dokular ve Bitkisel Doku Çeşitleri

Bitkisel Dokular
Bitkinin kök, gövde, yaprak gibi organlarında farklı dokular bulunur. Dokular aynı görevi yapmak üzere özelleşmiş hücre topluluklarıdır. Bitkilerde büyüme iki temel olayın sonucunda gerçekleşir. Bu temel olaylar, bölünür doku tarafından yeni hücrelerin oluşturulması, oluşan hücrelerin büyümesi ve gelişmesidir.
Yüksek yapılı bitkilerde bulunan dokular üstlendikleri görevlere göre meristem, temel, iletim ve örtü doku olmak üzere dört gruba ayrılır:

bitkisel-dokular
1. Meristem Doku
Meristem doku, bitkilerin büyüme bölgelerinde bulunur ve sürekli bölünebilme yeteneğine sahip hücrelerden oluşur. Meristem hücrelerinin bölünmesiyle meydana gelen yeni hücreler farklılaşarak çeşitli dokuları, dokular da organları meydana getirir. Böylece bitki büyür ve gelişir.
Meristem hücreleri bol sitoplazmalı, büyük çekirdekli, ince çeperli, hücreler arası boşlukları olmayan kofulsuz ya da küçük kofullu hücrelerdir. Bu hücrelerin en önemli özellikleri canlı oldukları sürece mitozla yeni hücreler meydana getirebilmeleridir.
Meristem doku bulunduğu yere ve kökenine göre yan tarafta görüldüğü gibi sınıflandırılır.
Meristemler bulundukları yere göre uç (apikal) ve yanal (lateral) meristem olmak üzere iki grupta incelenir (Şekil 1.2). Kök ve gövdenin büyüme noktalarında bulunan uç meristem, bitkinin boyuna büyümesini; kök ve gövdenin yapısında bulunan yanal meristem ise bitkinin enine büyümesi ve kalınlaşmasını sağlar.
Bitkilerde meristem dokunun sürekli bölünebilme özelliğine sahip olması, büyümenin sınırsız olmasını sağlar. Meristemler
kökenlerine göre primer (birincil) ve sekonder (ikincil) meristem olmak üzere ikiye ayrılır. Primer meristem embriyonik dönemden beri bölünme yeteneklerini kaybetmemiş olan hücrelerden oluşmuştur. Primer meristem kök ve gövdenin uç kısımlarında bulunur. Sekonder meristem, bölünme yeteneğini kaybetmiş parankima hücrelerinin sonradan bölünme yeteneği kazanması ile meydana gelir. Kambiyum ve mantar kambiyumu sekonder meristeme örnektir. Kambiyum, odunsu ve bazı otsu bitkilerin kök ve gövdelerinde iletim demetlerinin oluşmasını böylece enine büyümeyi sağlayan dokudur.
Mantar kambiyumu odunsu bitkilerde mantar tabaka içinde yer alır. Elverişsiz çevre koşullarına ve iç değişmelere karşı kök ve gövdeyi örterek koruyan mantar doku, sonradan bölünme özelliği kazanan hücrelerden oluşur. Bitki kalınlaştıkça mantar tabakanın en dışındaki hücre sıraları gerilime dayanamaz ve parçalanır. Mantar kambiyumu aktif bir şekilde bölünerek bu tabakayı devamlı yeniler.

meristem-doku
2. Temel Doku
Temel dokuda birbirinden farklı özelliklere sahip parankima, kollenkima ve sklerenkima hücreleri bulunur.
tikleri de görülür. Paran-
Parankima: Bitkinin her organında bulunan, temel yapısını oluşturan ve bitkilerin çevre koşullarına uyumunu sağlamak için her türlü değişime uğrayabilen dokudur (Resim 1.1). Parankima hücreleri genellikle canlı, ince çeperli ve bol sitoplazmalıdır. Olgunlaştıklarında bile canlılıklarını korur. Ancak ağaç kabuklarında olduğu gibi zamanla canlılıklarını kaybet kima hücreleri üstlendikleri morfolojik ve fizyolojik işlevlere göre değişik şekiller gösterir. Parankima dokusu ihtiyaç du-rumunda sekonder meristeme dönüşür. Ayrıca bu doku terleme, fotosentez ve solunum gibi önemli metabolik olayların aktif olarak meydana geldiği dokudur (özümleme parakiması).
Parankima dokusunun besin ve su depo etme (depo parankiması), iletim demetleri ile bitkinin diğer dokuları arasında su ve madde alış verişinde aracı olma (iletim parankiması), hücreden çıkan veya hücrede kullanılmak üzere bitkiye alınan gazları hücrelerin arasındaki boşluklarda depo etme (havalandırma parankiması) gibi görevleri de vardır.

Parankima

Kollenkima: Kollenkima, büyümekte ve gelişmekte olan bitkilerin özellikle genç gövdelerinde, yaprağın orta damarında, çiçek ve yaprak saplarında bulunur. Eğilme, bükülme ve çarpmaya karşı bitkiye mekanik destek sağlayan, çeperi kalınlaşmış hücrelerden oluşan dokudur. Bu hücrelerin boyları enlerinden fazladır. Kollenkima hücreleri parankima hücrelerine benzer ancak çeperlerinin çok kalın olmasıyla bu hücrelerden ayrılır. Kalınlaşma hücre çeperlerinde selüloz ve pektin birikmesiyle gerçekleşir. Selülozun oluşturduğu kalınlaşmalar yalnızca hücre köşelerinde görülürse köşe kollenkiması; çevreye paralel teğetsel çeperlerde görülürse levha kollenkiması adını alır. Fesleğen, nane vb. bitkilerin genç sürgünlerinde, camgüzeli gövdesi ve begonya yaprak sapının enine kesitinde köşe kollenkiması; yoncanın genç sürgünleri, mürver, ıhlamur vb. bitkilerin gövdesinde levha kollenkiması görülür (Resim 1.4).

kollenkima
Sklerenkima: Sklerenkima hücreleri ilk oluştuklarında canlıdır. Hücre çeperi kalınlaştıkça madde alış verişi durur ve hücre ölür. Bu dokuyu meydana getiren hücrelerin çeperleri selüloz, lig-nin gibi maddelerin birikimi ile kalınlaşmıştır (Resim 1.5).
Sklerenkima dokusu, hücrelerin şekillerine göre lifler ve taş hücreleri olmak üzere ikiye ayrılır. Taş hücreleri tohum kabuklarında, şeftali gibi meyvelerin çekirdeklerinde, ayva, armut gibi Taş hücre meyvelerin kabuk ve yenen etli kısımlarında bulunur. Ayva ve armut gibi meyvelerde görülen taş hücreleri köşeli veya yıldız şeklindedir (Resim 1.6). Sarımsak, keten, kenevir gibi bitkilerde bulunan uzun skle-renkima lifleri dayanıklı ve gerilmeye karşı dirençlidir (Resim 1.7). Bu lifler demetler hâlinde bulunur ve bitkiye destek sağlar. Ketenden elde edilen lifler işlenerek elbise yapımında; kenevir lifleri ise halat yapımında kullanılır.

Sklerenkima
temel-doku
3. İletim Doku
Bitkilerde köklerle alınan su ve mineraller, yaprak ve diğer organlara taşınırken fotosentezle üretilen organik maddeler de yapraklardan bitkinin diğer organlarına iletilir. Bu işlem iletim doku tarafından gerçekleştirilir (Şekil 1.3). İletim doku, ksilem (odun boruları) ve floem (soymuk boruları) olmak üzere iki farklı kısımdan oluşmuştur. Gelişmiş bitkilerde ksilem ve floem genellikle birlikte bulunur ve iletim demetlerini meydana getirir.
Aşağıdaki şekilde bitki organlarında bulunan iletim dokunun şematik gösterimi verilmiştir.

Ksilem: Ksilem, kökten emici tüylerle alınan su ve suda çözünmüş minerallerin bitkinin gövde ve yapraklarına taşınmasını sağlayan dokudur. Bu doku bitkiye mekanik destek de sağlar.
ksilem
Ksilem, meristem doku hücrelerinin üst üste gelerek zamanla çekirdek ve sitoplazmalarını kaybetmesi sonucu oluşur (Şekil 1.4). Ksilem oluşurken hücrelerde önce uzama ya da genişleme görülür. Daha sonra hücre duvarı, üzerinde lignin birikimi sonucu kalınlaşır. Hücrelerin uç uca gelen bölümlerindeki çeperler parçalanır ve hücreler ölür. Hücreler arasındaki çeper zamanla kaybolunca ölü hücrelerden meydana gelen ksilem oluşur. Boru şeklindeki bu hücreler demetler hâlinde bulunur ve bitkinin odun kısmını oluşturur (Şekil 1.5).

Floem: Floem, yapraklarda fotosentezle üretilen ve köklerden alınan organik maddelerin bitkinin diğer kısımlarına iletilmesinden sorumlu dokudur. Tek sıra hâlinde uç uca dizilmiş canlı hücrelerden oluşan bu doku kalburlu hücre ve arkadaş hücresi olmak üzere iki tip hücreden oluşmuştur (Şekil 1.6). Kalburlu hücrelerin sitoplazmaları vardır fakat çekirdekleri yoktur. Arkadaş hücreleri ise yoğun sitoplazmalı ve çekirdeklidir. Kalburlu hücrelerin birbirine komşu çeperlerinin yer yer erimesiyle delikli bir yapı oluşur. Bu yapıya kalburlu plak denir. Kalburlu plağa sahip hücrelerin üst üste dizilmesiyle oluşan boru şeklindeki yapıya da kalburlu borular denir.

ksilem-ve-floeam

floem-olusumu

floem-yapisi
Şekil 1.6: Floem oluşumunun şematik gösterimi

tas-hucreleri
Kalburlu borulardaki delikler hücreden hücreye sıvı akışını kolaylaştırır. Çekirdeğe sahip arkadaş hücreleri ise fotosentez ürünlerinin depolanması ve iletilmesi işlemlerinde kalburlu hücrelerle birlikte çalışır (Şekil 1.7).
iletim-dokusu
4. Örtü Doku
Örtü doku; kök, gövde, yaprak ve meyvelerin üzerini örten dokudur. Epidermis ve peridermisten oluşur:
Epidermis: Tek sıralı hücrelerden oluşan, bitkinin tüm yüzeyini kaplayan en dış tabakadır. Bu hücreler büyük kofullu, az sitoplazmalı ve kloroplastsızdır. Epidermis tabakasında hücreler arası boşluklar bulunmaz. Epidermis hücrelerinin dışarıya bakan yüzeyinde su kaybını önleyen mumsu bir madde vardır. Kütin denilen bu maddenin birikmesiyle kütikula tabakası meydana gelir (Şekil 1.8). Nemli ortam bitkilerinin kütikulası ince, kurak ortam bitkilerinin ise kalındır.

Epidermis hücrelerinin farklılaşmasıyla stoma, hidatot, tüy, emergens (diken) gibi yapılar oluşur:

epidermis
a. Stoma: Stomalar genellikle bitkilerin yeşil kısımlarında, özellikle yaprak ve gövde epidermisinde bulunur. Bitkinin çevreyle gaz alış verişini sağlayan yapılardır. Fotosentez için gerekli CO2’in atmosferden alınması, su buharının ve fotosentez sonucu oluşan O2’in fazlasının bitkiden atmosfere verilmesi stomanın görevidir. Stoma hücreleri kloroplast taşıdığı için fotosentez yapar. Stoma hücrelerinde gerçekleşen fizyolojik olaylar sonucunda bitkinin ihtiyacına göre stoma açıklığı açılır ya da kapanır (Resim 1.8). Böylece kontrollü gaz alış verişi sağlanır.
stoma
b. Hidatot: Epidermiste yer alan bir başka yapı da yaprak uçlarında ve kenarlarında bulunan hidatotlardır. Geceleri terlemenin olmadığı ya da havanın neme doyduğu zamanlarda alınan fazla suyun sıvı olarak atılması hidatot adı verilen açıklıklarla sağlanır (Resim 1.9). Ksilemle bağlantılı olan hidatotların, stomalar gibi açılıp kapanma özellikleri yoktur.

hidatod
c. Tüyler: Tüyler epidermis hücrelerinin dışarıya doğru meydana getirdikleri çıkıntılardır. Bitkilerde bulunan tüyler bitkinin türüne, yaşadığı çevre şartlarına göre yapı ve görev bakımından farklılıklar gösterir (Resim 1.10). Bazı tüyler su kaybını azaltarak sıcak havalarda bitkiyi korur. Bu tüyler epidermis üzerinde oluşturdukları tabaka sayesinde hem güneş ışınlarını yansıtarak bitkinin aşırı ısınmasını önler hem de stomaları doğrudan rüzgâr almaktan korur. Silisyum ya da kalker taşıyan sivri uçlu, kalın çeperli tüyler hayvanlara karşı bir savunma aracı olarak görev yapar. Bazı tüyler ise aromatik kimyasalları salgılar. Bu tüyler sardunya gibi kokulu bitkilerin gövde ve yapraklarında, bazı bitkilerin ise çiçeklerinde bulunur. Kök emici tüyleri de topraktaki su ve suda çözünmüş mineralleri emme işleminde görev alır.
tuyler
d. Emergensler (Dikenler): Bitkinin kendini hayvanlara karşı savunmak amacıyla geliştirdiği bir diğer savunma aracı da emergenslerdir (Resim 1.11). Emergenslerin tüylerden farkı epidermis hücrelerinin yanı sıra parankima hatta iletim doku elemanlarının yapısına katılmasıdır.

emergensler

Peridermis: Çok yıllık bitkilerde kök ve gövdedeki kalınlaşma nedeniyle epidermis parçalanır ve bitkiyi koruyamaz. Epidermisin yerini peridermis alır. Peridermis hücrelerinin çeperine biriken süberin, bitkinin su kaybını önler. Ayrıca bitkiyi sıcak, soğuk ve mekanik etkilerden korur. Peridermisin üzerinde bazı açıklıklar bulunur. Bu küçük açıklıklar lentisel (kovucuk) olarak adlandırılır (Resim 1.12). Lentiseller gövde içinde bulunan canlı hücreler ile dış ortam arasındaki gaz alış verişini sağlar.
Bitkilerde bazı metabolizma ürünleri (güzel kokulu uçucu yağlar, şekerli sıvılar, lateks vb.) hücre kofulunda ya da Salgı cebi kanallarda birikir. Bazı bitkiler ise güzel kokulu uçucu yağları ya da şekerli sıvıları aromatik salgılar hâlinde dışarı atar. Bitkinin metabolizma ürünlerini bitkiye zarar vermeyecek şekilde kimyasal dönüşüme uğratıp depolayan ve dışarı veren hücreler, hücre toplulukları, tüyler, cepler vekanallar salgı elemanlarıdır (Resim 1.13).
Salgı hücreleri; canlı, bol sitoplazmalı, büyük çekirdekli ve golgi organeli bakımından zengindir. Bu hücreler tek tek ya da gruplar hâlinde diğer dokuların arasına dağılmıştır. Salgı hücrelerinin oluşturduğu salgılar, bitkinin yaşam- Resim 1.13: Portakalda salgı cebi sal faaliyetlerinin sürdürülmesinde oldukça önemlidir.
Bitkilerde belirli hücreler tarafından salgılanan hormonlar büyüme, gelişme, çiçek açma, tohumun çimlenmesi gibi olayları düzenler. Reçine ve tanenli salgılar bitkileri zararlı mikroorganizmalar ve hayvanlardan korur. Isırgan otunda salgı üreten yakıcı tüyler bitkinin korunmasını sağlar (Resim 1.14). Çiçeklerde bulunan koku ve bal özü salgısı böcekleri çekerek bitkinin tozlaşmasına yardımcı olur.

Peridermis

Peridermis1